27 Kasım 2010 Cumartesi

İĞNE OYALI HAVLU SATIYORUM İLGİLENİR MİSİNİZ?

Daha önceki bir yazımda iğne oyası çeyizlik ürünler yapan bir tanıdığımdan bahsetmiştim. Gülferah Abla, Balıkesir Gönen'de yaşıyor ve çok güzel iğne oyaları yapıyor.O da yaptıklarını satarak ev ekonomisine katkı sağlıyor, birçok hanım gibi.Ablayla konuştuk, anlaştık;bundan sonra blogumda ve kuracağım pasajda iğne oyası ürünler satmaya karar verdim.İlk kargom Perşembe günü elime geçti.Ancak bugün fırsat bulup fotoğrafladım gelenleri.Bugün üç tane havlu paylaşıcam sizlerle.Herbiri birbirinden güzel.Fiyatlarını belirlemeden önce internette bir araştırma yaptım.Satacağım ürünlerin kalitesi ,yapılışındaki titizlik,verilen emek ve göznuru düşünülünce oldukça makul fiyatlarda karar kıldım.İnternette bu fiyatlara bu kalitede ürünler yok emin olun:)
1-Bu havlunun her iki kenarında da aynı oymalı iğne oyası işleme var.
 Altın sarısı simli ip ve beyaz polyester dantel ipiyle yapılmış bu şık havlunun fiyatı 35 lira.
 2-Altın simli ip kullanılan kadife havlunun ön kısmına iğne oyası  motifler yerleştirilmiş.Motiflerin etrafına simli iple piko çekilmiş.Havlunun ön ve arka uçları simli fırfırla süslenmiş.
 Bu havlunun fiyatı 30 lira.
 3-İlk fotoğraftaki havlunun gümüş simle işlenmiş hali..Her iki yanı da oymalı iğne oyalarıyla süslü havlunun fiyatı 35 lira.

 Havlularımdan satın almak isteyenler bu yazıya yorum bırakabilir ya da miraclefiliz@gmail.com adresine mail atabilir.Siparişlerinizi özenle paketleyerek  takip eden ilk iş gününde kargoya verebilirim.Kargo ücreti alıcıya aittir.PTT kargo ile 2-3 lira ancak tutar zaten.Ayrıca iki ya da daha fazla havlu sipariş verirseniz kargo bedava!
Haydi bakalım Allah yüzümü kara çıkarmasın,hayırlı kazançlar nasip etsin inşallah:)Bismillah diyerek yazımı yayınlıyorum:))

24 Kasım 2010 Çarşamba

İKİ MİM İKİ CEVAP

Bu aralar blog dünyası mimden geçilmez durumda:))Arkadaşlarımın çoğu son günlerde habire mimlere cevap vermek için ter döküyor!Eeee sıra bana da geldi tabi:)Hadi iş başına marş marş:D
İlk mim sevgili Demet'ten geliyor.Konu garipliklerimiz...
Herkes gibi benim de garip hallerim var tabi.Şimdi bunlardan bazılarını sizlerle paylaşayım..
Öncelikle ev temizliği konusunda  felaket derecede hassasım...Haftalık temizliğime bir-iki gün kala heryer gözüme batmaya başlar,evin kirlenmesine,eşyaların tozlanmasına fırsat tanımadan temizlik yaparım.Bir de bazanın altı,gardrobun üstü gibi sürekli göz önünde olmayan yerleri bile temizlemeden duramam.Evimde kullanmadığım bir odam ve balkonum var onları bile temizlemeyince içim rahat etmez.Üstüne bir de elektrik süpürgesini iç dış bir güzel silerim..Ay bak şimdi şöyle yerleri ovalaya ovalaya silesim geldi:))

Saçlarım çabuk yağlanır,iki günde bir bazen hergün yıkarım.Eğer yıkayamadıysam kendimi tüm gün iğrenç ötesi hissederim:)Agresiflikte sınır tanımam,yıkar geçerim alimallah:D

İşten eve dönerken arkamdan gelen var mı diye ayak seslerini dinler çaktırmadan arkama bakarım.Evin kapısını açar açmaz hemen girip kitlerim.Sanki biri arkamdan gircekmiş gibi:))
Moda olan şeyleri modayken almam!Herkesin giydiği şeyleri giymem,zor beğenirim..Alış veriş yapmayacaksam bir mağazaya asla girmem.Girdiysem mutlaka bir ihtiyacım vardır,alır çıkarım.Eşimin en sevdiği yönüm bu olsa gerek:D


Bir kitaptan nefret ettiysem bile bitirmeden bırakmam.Uğursuzluk gibi gelir her nedense..

Farkında olmadan gittiğim heryeri aklıma kazırım,yön bulma konusunda çok başarılıyımdır:)Apartman isimleri,mağazalar,dönemeçler istemeden de olsa hafızamda yerini alır..

İnsanların isimlerini bir de telefon numaralarını ezberleyemem,bazen de bilerek ezberlemem.Mesela kendi numaramı bile ezbere söyleyemem:))Telefonumda kayıtlı,gerekirse bakar söylerim:D

Bende gariplik çok:)Ama şimdi sırada sevgili Dishekuş'un mimi var..

En sevdiğim kelime : Aşk

Nefret ettiğim kelime: Unuttum

Ne heyecanlandırır: Sürprizler

Heyecanımı öldüren: Bürokrasi

En sevdiğim ses: Dalga,yağmur,kuş sesleri..

Nefret ettiğim ses: Karga sesi

Hangi meslek düşünülemez: Bankacılık,her türlü masa başı iş

Hangi doğal yetenek: El sanatlarına yatkınım,bir de insanların düşüncelerini rahatlıkla sezebilirim.Hislerim kuvvetlidir:)

Kendim olmasaydım: Kendini arayan biri olurdum..

Nerede yaşamak: Yemyeşil bir yerde bir çiftlik evinde ailemle beraber yaşamak isterim..

En önemli kusurum: Sinirli bir yapım var ve biraz da dik kafalıyım:((

En keyif veren huyum: Pozitif biriyim.Umutsuzluğa kapılmam kolay kolay..Ayrıca kendime olan güvenim ve inancım tamdır..

Kahramanım: Tabiki eşim:))

En çok kullandığım küfür: Bazen içimden küfrettiğim olur açıkçası ama dile getirmem,çok da ayıplarım küfredenleri.

Şu anki ruh halim: Dingin,mutlu,umutlu..

Hayat felsefem:Durmak yol yola devam:)Akp nin sloganı ama :)

Mutluluk rüyam: Kalabalık bir aileye sahip olmak.Kalabalık aile yemekleri,hoş sohbetler,tatlı anılar..

Mutsuzluk: Sağlık sorunları,geçim sıkıntısı..

Nasıl ölüm: Tam bir imanla inşallah..

Mevlamın cennette ne söylemesini isterim:Ailemle beraber olduğumu..
İşte ben:)Mimleri yanıtlamak isteyen bütün arkadaşlarıma gönderiyorum ve mim sayfasını şimdilik kapatıyorum:))

ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN!

İşte en sevdiğim manzara..Öğrendiklerini söylemek için kalkan eller,ışıldayan gözler.."Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum"demiş Hz.Ali...Ne güzel de söylemiş mübarek..Öğretmen olmaktan dolayı mutlu ve gururluyum.Mesleğimi severek yapıyorum,ki bu çok önemli.Etrafımda işini sevmeyen insanların ne kadar mutsuz olduklarını ve işlerinde de verimsiz olduklarına çok şahit oluyorum çünkü..
Mesleğimizin güzel yanlarının yanı sıra bazı zorlukları yok değil tabi.Sabırla,özveriyle çalışmak,yılmadan usanmadan eğitime-öğretime devam etmek kolay değil.Ayrıca malesef ülkemizde öğretmenlere gerekli önem hala verilmiyor.Birçok ğretmen ancak ek iş yaparak hayatlarını devam ettirebiliyor.Halbuki yabancı ülkelerde meslektaşlarımızın hayat standartları oldukça yüksek..Birgün bize de aynı değerin verilmesini diliyorum...

 Bütün meslektaşlarımın öğretmenler gününü kutluyorum.
"Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır"diyerek bizleri onurlandıran Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk'ü de saygıyla anıyorum...


23 Kasım 2010 Salı

ÇEKMECELERİ KARIŞTIRIRKEN BAKIN NE BULDUM!

 Üniversite yıllarımda yaz tatillerinde mutlaka geçici bir iş bulur çalışır ,harç paramı çıkarırdım ya da el işleriyle boş zamanlarımı değerlendirirdim.Zaten boş boş geçer mi hiç o kadar zaman,üretmek lazım değil mi..İşte o yazlardan birinde  kendime yeni bir hobi edindim ve kumaş boyama çalışmalarına başladım.Başladım başlamasına ama öyle çok bir şey de yaptım sayılmaz.Çekmeceleri düzenlerken karşıma ilk kumaş boyama çalışmam çıkınca "İşte bu!!!" dedim ve hemen okuyucularımla paylaşmak istedim..
 Öncesinde bir arkadaşım bazı basit teknikleri bana göstermişti.Ben de gerekli malzemeleri edinip hemen başlamıştım boyamaya.İlk boyadığım şey de bu örtüydü,fırçalarla ve boyalarla aram iyidir aslında,eğitim alsam çok daha güzel çalışmalar yapabilirdim sanırım.
 Örtünün kenarlarını ve mavi çiçeklerin ortalarını kabaran beyazla boyamıştım,tersten ütüleyince puf puf kabarmışlardı böylece:))
Örtü tek olduğu için tepsi örtüsü olarak kullanmaya karar verdim.Acemi işi işte ama ilk hevesin anıları gizli üstünde:)Nasıl beğendiniz mi ilk çalışmamı???

21 Kasım 2010 Pazar

HUZURLARINIZDA YENİ ŞALIM...

Dolu dolu geçen bayram tatilinin sonuna geldik,bugün son gün:(Yarın sabah mesai başlayacak...Bayram mesajlarınız için hepinize çok teşekkür ederim dostlarım:)Umarım herbirinizin bayramı benimki kadar güzel geçmiştir.Ailemle beraber mutlu bir bayram geçirdik çok şükür.Sevgili yeğenim Ceren'le  bol bol oynadım,dişlerim sızlayana kadar baklava,şeker yedim,kardeşime özenip elime aldığım neyden birkaç denemenin ardından ses çıkarabildim:))Şah&Sultan romanını okudum ve şimdi sizlerle paylaşacağım şalımı örmeyi bitirdim.
Şalımın modeli Hafize Teyzemden.Geçenlerde Eskişehir'e gittiğimizde teyzemizi ziyaretimiz sırasında örneği çıkarmıştım,severek ördüğüm bu modeli örgü severlerle paylaşmak istedim.
Örgüye şalın uzun düz kenarının ortasından başlanıyor,her sırada yanlardan ve ortadan arttırmalar yapılarak üçgen formu veriliyor.Şalın modeli farklı bir şekilde örülüyor,bu yüzden üç boyutlu gibi görünüyor.
İstenilen boya gelindikten sonra birkaç sıra da örümcek örgüyle devam ediliyor ve son sırada da fıstıklar yapılıyor.Şalı 150 gram simli ince tiftik tarzı bir ip(markası Kartopu)ve 3 numara tığla ördüm.Modelin nasıl yapıldığını farklı bir iple örerek anlatıyorum:

10 ilmek çekerek bir halka yaptıktan sonra üzerine aralarına 3'er ilmek çekerek 6 tane üçlü trabzan örüyoruz.
Trabzanları birleştirmeden 3 ilmek çekerek ikinci sıraya geçiyoruz.Bu sırada yanlardaki ve ortadaki boşluklara 2 şer tane üçlü trabzan örüyoruz.Trabzanların araları hep 3 ilmek olacak.Yani şal yanlardan ve ortadan artmaya devam edecek her sırada.Aralardaki boşluklarda ise 1'er tane üçlü trabzan olacak.
Üçüncü sıranın başında yine ilk boşluğa iki tane üçlü trabzan yapıyoruz.Şimdi sıra geldi örneğin nasıl yapıldığını öğrenmeye.Örneği kurarkenartırmaların aralarına yapılacak  üçlü trabzanları sıradaki boşluğa değil de boşluğun öncesinde örülen son trabzanın üzerine örgüyü ters tutarak yapıyoruz.Böylece örgü her sırada bükülüyor.Bu da üç boyutlu görünmesini sağlıyor.Nasıl örüldüğünü aşağıdaki videodan görebilirsiniz:
video
Üçüncü sıranın bitmiş hali bu şekilde olmalı.
Bu şekilde örgüye devam ediliyor.İnce iple örmenizi tavsiye ederim bu şalı,bir de örerken trabzanları uzatarak yaparsanız örnek daha güzel durur.Yapmak isteyenlere kolay gelsin..
Herkese sağlıklı,huzurlu,mutlu ve bol kazançlı bir hafta dilerim...





14 Kasım 2010 Pazar

BU BİR BAYRAM MESAJIDIR:))

 Güneşli ve mutlu bir pazar gününden herkese merhaba:)Biraz sonra Yalova'ya annemlere doğru yola çıkıyoruz,çooook mutluyum:D Bu bayramı ailemle beraber Esenköy'de geçiricez inşallah.Kardeşlerim dün gittiler,biz bugün gidiyoruz çünkü dün bir sınavda gözetmenlik görevimiz vardı.Annemlerde internet yok o yüzden bayramınızı şimdiden kutlamak isterim.Herkesin Kurban Bayramını en içten dileklerimle kutlar,bu bayramın yaşadığınız en güzel bayram olmasını dilerim.Bizleri bu günlere eriştiren yaratıcımıza sonsuz şükürler olsun..Allah günahlarımızı affetsin,bayrama kavuştursun inşallah..Hepinizi çok seviyorum ve tek tek öpüyorum:))Kendinize iyi bakın ve beni özleyin emi:)Çünkü ben sizi ve blogumu çooooook özleyeceğim...
Haftasonuna görüşmek dileklerimle,hoşçakalın!

13 Kasım 2010 Cumartesi

SONUNDA BEN DE MİMLENDİM:)

Sonunda ben de mimlendim:)Sevgili arkadaşım Kitap Kurduyum Ben Canan bana çok güzel bir mim yollamış.Konusu şöyle:

Kitaplığınızın karşısına geçin.Gözlerinizi kapatın.Derin bir nefes alın.Elinizi kitapların üzerinde gezdirin ve birini seçin.Şimdi gözlerinizi açın.Bir kitap seçmiş durumdasınız.O kitabı satın aldığınız, ya da hediye gelmiş de olabilir, anı hatırlamaya çalışın.İlk kez okuduğunuzda neler düşünmüştünüz, hatırlayın.Şimdi sayfaları şöyle hızlıca bir dolanın ki, kitabın kokusu burnunuza gelsin.Evet, ne güzel bir koku bu!55.sayfayı bulun.Sayfayı tekrar okuyun.Sayfadan bir paragraf seçin ve mim konusu olarak bunu blogunuza yazın.Daha sonra siz de 3 arkadaşınıza cevaplaması için gönderin.

Benim seçtiğim kitap Suzanne Collins'in "Açlık Oyunları " serisinin son kitabı "Alaycı Kuş"..Kitabı geçen ay  satın almıştım.Serinin ilk iki kitabını soluksuz okuduğum için  üçüncü ve son kitabı  da görür görmez aldım ve okumaya başladım.Hatta kitabın çoğunu Tekirdağ'a gittiğimiz haftasonu gezisi sırasında otobüste okudum.O kadar heyecanlıydı ki nasıl bitirdim anlayamadım bile..Süper bir seri ,herkese tavsiye ederim.Kitabın 55.sayfasından bir paragrafta şunlar yazıyor:
"Asansörden çıkıp arkama bakınca asansörün kapısının kapandığını ve normal kapıların üstüne metal bir ızgaranın örtüldüğünü gördüm.Yeniden önüme döndüğümde ,koridorun uzak ucunda bir muhafız belirmişti.Muhafız bize doğru yürürken ,arkasında kalan kapı sessizce kapandı."

Ben de bu mimi sevgili Emine'ye,Demet'e  ve Hande'ye gönderiyorum...

12 Kasım 2010 Cuma

BALKONUMA KİTAPLAR KONMUŞ!

Dün size tanıttığım kitap etkinliğinden sonra bugün  kendimi mutlu edeyim dedim ve iki tane kitap aldım:)İskender Pala'nın kitaplarına bayılıyorum,o anlatım,o tarz bambaşka gerçekten..Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk ve Katre-i Matem soluksuz okuduğum enfes kitaplardı.Geçenlerde televizyonda bu kitabın tanıtımını izlemiş ve okumaya karar vermiştim.Şah Sultan,Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail hakkında yazılmış tarihi bir kitap.Okumak için sabırsızlanıyorum:D
Diğer kitabım hakkında hiçbir fikrim yoktu:)Satıcı çok satanlar arasında olduğunu söyleyince bir de arka kapağındaki yazıları okuyunca alayım dedim.İki kadın arasındaki dostluktan bahsediyormuş anladığım kadarıyla.Hangisinden başlıcam bilmiyorum,ama bayram tatilinde bol bol kitap okuyacağım kesin:))
Kitaplarımı arka balkonumuzdaki sonbahar manzarası önünde çekmek istedim.Evimizin arka tarafında dişbudak ağaçlarıyla dolu  küçük bir koru var ,sonbahar gelince sararmış yapraklarla oldukça romantik bir görünüme kavuştu ağaçlar..Her sabah bu manzaraya bakmadan okula gitmiyorum:)
Herkese mutlu bir haftasonu dilerim,herşey gönlünüzce olsun...

11 Kasım 2010 Perşembe

KİTAP KURTLARI BURAYA!

Kitap okumayı çok severim,çocukluğumdan beri fırsat buldukça okurum,aslında kendime fırsat yaratmakta da üstüme yoktur hani:)Otobüste,trende,evde,teneffüs aralarında,her yerde ve her zaman okuyabilirim.Tam bir kitap tiryakisiyim diyebilirim:)Eğer siz de benim gibi kitap okumayı sevnlerdenseniz Lam-ı Tarif çok güzel bir organizasyon düzenlemiş,ben katıldım sizleri de beklerim:)Ayrıntılar burada...

10 Kasım 2010 Çarşamba

DOĞUMGÜNÜ SÜRPRİZLERİM:))


Bir önceki yazımdaki karamsar havadan sevdiceğimin yaptığı sürprizlerle bir anda kurtuluverdim:))Önce çiçekçi çaldı kapıyı,zaten canlı çiçeklere bayılırım,en sevdiğim renklerdeler üstelik:))Morlar,beyazlar,sarılar...Offf bir de güzel kokuyorlar ki sormayın..Ağzım kulaklarımda gezerken bir de kalp şeklinde frambuazlı pasta ve de ne zamandır istediğim netbook'u görünce hepten coştum:))Canım benim ya beni neşelendirmek için sabahtan beri etrafımda pervane oldu.Çok teşekkür ederim birtanem iyi ki varsın,iyi ki seninle evlenip hayatımdaki en doğru kararı almışım.Beraber nice mutlu senelere inşallah aşkım:))


Çiçeklerin kokusu oraya kadar geldi mi kızlar:))

İYİKİ DOĞDUM AMA ARTIK 30 OLDUM...

Doğum günlerimi severim, aslında severdim ta ki bugüne kadar:(Geldi gelecek derken işte tarih 10 Kasım 2010 ve ben an itibariyle artık 30 yaşındayım.Hep merak ederdim 30 yaş sendromu nedir diye ,zamanı gelince insan çok iyi anlıyor ne demekmiş...
10 Kasım 1980 günü Sakarya'da bir köy evinde dünyaya gözlerini açan küçük kız artık büyüdü,senelerce okudu,iş güç sahibi oldu,evlendi yuva kurdu..Hayatındaki artıların hep eksilerinden fazla olduğunu düşündü,haline hep şükretti.Muhteşem bir aileye sahipti çünkü,en kötü zamanlarında hep yanında olan,sevgisini,desteğini hiçbir zaman esirgemeyen sevdikleri vardı.Hem zaten bu hayatta üç yanlış bir doğruyu götürmüyordu,herkes hata yapabilir,yeniden başlayabilirdi.O da öyle yaptı.Sevdiklerini arkasına alarak dimdik yoluna devam etti.Hayatının en zor zamanlarında karşısına hayatının aşkı çıkıverdi.Sevdiceği ,birtanesi,gündüzlerinin güneşi,gecelerinin dolunayı,kalbinin aynası,biricik eşi...Hayat onunla yeniden başladı,toz bulutları yerini sımsıcak, apaydınlık güneşe bıraktı.El ele verdiler ve hayata sımsıkı sarıldılar beraber...
İşte böyle benim hikayem.Dolu dolu 30 senem geçmiş bu dünyada ve şimdi doğum günleri benim için  farklı bir boyuta büründü.Artık geçmişin muhasebesini daha sık yapar oldum.Ömrümüzden bir yıl daha eksildi işte nihayetinde..
Yaşamımda durduğum yerden memnun muyum,evet memnunum:)İçimde keşkelerim yok mu evet var tabi ama geçmiş geçmişte kaldı,şimdi umutla geleceğe bakmak zamanı.Yeni yaşımda en büyük dileğimin gerçekleşmesini istiyorum ve hep bunun için dua ediyorum...

7 Kasım 2010 Pazar

MİNYATÜR AHŞAP OBJELER VE HAFTASONU MUTFAK MACERALARIM

Dolu dolu geçen bir haftasonu tatilininin son saatlerinden herkese merhaba! Bir yandan bayram temizliği yaparken bir yandan da mutfakta deneysel çalışmalarla uğraştım iki gün boyunca.Yemek maceram ayva tatlısıyla başladı ,içli köfteyle devam etti.İki lezzeti de ilk defa denedim ve gayet de başarılı oldum övünmek gibi olmasın:D İçli köfteleri haşlarken tencerenin başında tedirgin bir halde bekledim,acaba açılacaklar mı diye ama acemi şansı işte hiçbiri açılmadı ve sonuç süper oldu:))Damak çatlatan lezzetlere kaymaklı ayva tatlısı da eklenince keyfimiz doruğa çıktı yani he he:)Yemek bloglarına duyduğum saygı gereği fotoğraflarını paylaşmak istemedim ee ne de olsa bu benim alanım değil tabi ben onların eline su bile dökemem,haddimi bilirim  :D
Arşivimi deşelerken bu güzel fotoğrafları buldum ve hemen paylaşayım dedim..

 
Birbirinden güzel bu ahşap objeler  eşimin teyzesinin eşi Lütfü Enişte'ye ait.Geçenlerde Eskişehir'e yaptığımız haftasonu gezisi sırasında Hafize Teyzemlerin evinde toplandık ailecek,salonlarının bir köşesini eniştemin yaptığı çalışmalara ayırmışlar.Herbiri o kadar ayrıntılı ve güzel ki sizlerle paylaşmadan edemedim.


 Eniştem lokomotif fabrikasından yeni emekli oldu.Bu çalışmaları eskiden yapmış.Dediğine göre emeklilik günlerini de ahşap işleriyle uğraşarak değerlendirmek istiyormuş.Hatta internetten fonksiyonel kıl testere çeşitlerini bile araştırmaya başlamış.Eminim çok güzel çalışmalara imza atar yakında..
 Nasıl da sabırla,ayrıntılara özen göstererek tek tek uğraşmış eniştemiz bravo doğrusu!Şu saman arabasına baksanıza,ne kadar da gerçekçi..
 Tarım aletlerinin minyatürlerine de bir bakın:))

 Yayık ta unutulmamış:))
Öküz arabası...Küçüklüğümde rahmetli dayım köyde bir kere beni ve kardeşimi öküz arabasına bindirmişti.Araba giderken çıkan gıcırtılar hala kulağımda:)
Emeğine sağlık Lütfü Enişte,yeni çalışmalarını sabırsızlıkla bekliyoruz..
Herkese mutlu,sağlıklı,bol güneşli bir hafta dilerim,sevgiler:D

3 Kasım 2010 Çarşamba

MAVİ BLUZUMU BEĞENENLER EL KALDIRSIN:))

 Yepyeni bir örgü modeliyle daha sizlerleyim.Maviyi  çok severim,örgü örmeye zaten çok düşkünüm,bu ikisi biraraya gelince işte bu bluz ortaya çıktı:)Yazın Sabrina adında bir örgü dergisi almıştım,modelleri birbirinden güzel,hangisinden başlayacağıma karar vermem zor oldu.Sonunda ilk olarak bu bluzu örmeye karar verdim.Kullandığım ip Nako Pırlanta.Laf aramızda örmeyi en sevdiğim iplerden biri bu ip:)4 yumak ip ve 4 numara şiş kullandım.Yakayı 4 numara misinalı şişle ördüm.Modelin arkasını daha önce buradaki yazımda anlattığım gibi ördüm.Ön parçayı örerken biraz zorlandım çünkü sürekli şemayı takip etmem gerekiyordu.Olsun ben zoru severim zaten :D

 Aslında bluzu örmeyi bitireli birkaç gün oluyor ama yoğunluktan fotoğraflayacak vakit bulamadım.Malumunuz okulda sınavlar başladı.Soru hazırla,sınav kağıtlarını oku bir sürü vakit gidiyor.Üff çok sıkıcı..Bizim mesleğin kötü yanı da bu zaten...
 Modelin açıklamasını vermeyi çok isterdim ama bu imkansız.Çünkü çok fazla ayrıntı var.Örerken aynı anda birkaç şablonu takip etmek gerekiyor.Örgü sevenlere şiddetle bu dergiyi almalarını öneririm.Piyasada güzel örgü modelleri bulabileceğiniz dergi sayısı pek fazla değil malesef.
 Örmek isteyenler sakın ay çok zor deyip vazgeçmesinler,şablon takip ederek örgü örebilenlerdenseniz hiç problem yok.Ayrıca kolay olanı herkes yapar değil mi?"Zor oldu ama değdi" diye düşünerek kendi ördüğünüz bir kıyafeti giymek harika bir duygu.Bilenler bilir ben kendi ördüklerimi giymekten çok keyif alırım:)Sadece kendim için değil sevdiklerim için de birşeyler örmeyi  severim.Örerken sürekli bitince nasıl olucak diye düşünerek heyecanlanırım:))Zaten hissettiğim bu heyecan sayesinde örmekten hiç bıkmıyorum,sürekli yeni yeni modeller denemek istiyorum:)
Derginin kapağındaki modellerden biri tanıdık geldi mi?
Yeşil de çok güzel ama mavi bambaşka:)Nasıl, beğendiniz mi yeni cicimi?